Skip to content
Daha Fazla Yolcu mu, Daha Fazla Hizmet mi? Asıl Soru Bu Değil. — toplu taşıma optimizasyonu bağlamında görsel
Karar Bilimi

12 dakikalık okuma

Daha Fazla Yolcu mu, Daha Fazla Hizmet mi? Asıl Soru Bu Değil.

Dr. Ümit Kuvvetli

Yazar: Dr. Ümit Kuvvetli

Kurucu ve Baş Optimizasyon Bilim İnsanı

Toplu taşımada geleceği belirleyecek olan, daha fazla veri değil; doğru tanımlanmış hedeflerdir.

Toplu taşıma planlamasında onlarca yıldır aynı soru tartışılıyor.

Bir şehir, kaynaklarını mümkün olduğunca daha fazla yolcu taşımak için mi kullanmalı?

Yoksa şehrin mümkün olduğunca büyük bir bölümüne hizmet götürmek için mi?

Bu tartışma yeni değil. Hâlâ sürüyor. Ama artık yeterli değil.

Çünkü şehirler değişti. Teknoloji değişti. Veri değişti. Ve en önemlisi… karar verme biçimi değişti.

Bugün artık mesele yalnızca Coverage (kapsama) ile Ridership (yolcu sayısı) arasında seçim yapmak değil.

Asıl soru çok daha temel:

Bir şehir, başarıyı nasıl tanımlıyor?

Çünkü tanımladığınız başarı, tasarlayacağınız ulaşım ağını da belirliyor—her bölgeye eşit hizmetin her zaman optimum olup olmadığı sorusunda da aynı gerilim görünür.

Belediye strateji toplantısında ağ haritalarını inceleyen transit planlamacı — rota optimizasyonundan önce başarıyı tanımlarken

Yanlış Problem Doğru Çözülemez

Birçok ulaşım projesi şu soruyla başlıyor:

"Bu hatta kaç araç çalıştırmalıyız?"

Ya da

"Hangi hatta sefer sıklığını artırmalıyız?"

Aslında bunlar optimizasyon problemi değildir.

Bunlar, stratejik bir karar verildikten sonra cevaplanması gereken operasyonel sorulardır.

Asıl karar ise çok daha önce verilmelidir.

Bu sistemi neyi başarmak için optimize ediyoruz?

Çünkü;

  • daha fazla yolcu taşımak,
  • herkesin toplu taşımaya erişebilmesini sağlamak,
  • işletme maliyetini düşürmek,
  • karbon emisyonunu azaltmak,
  • bekleme sürelerini kısaltmak,
  • aktarmaları azaltmak,
  • hizmet güvenilirliğini artırmak

aynı hedef değildir. Ve çoğu zaman aynı çözümü de üretmez.

Tek KPI ile Çok Boyutlu Bir Sistemi Yönetemeyiz

Geçmişte toplu taşıma performansı birkaç temel göstergeyle değerlendiriliyordu.

Bugün ise kentler çok daha karmaşık bir ekosistemi yönetiyor.

Bir ulaşım ağı artık yalnızca kaç yolcu taşıdığıyla ölçülmüyor.

Aynı anda;

  • erişilebilirlik,
  • hizmet güvenilirliği,
  • yolculuk süresi,
  • bekleme süresi,
  • filo verimliliği,
  • enerji tüketimi,
  • karbon emisyonu,
  • personel kullanımı,
  • müşteri memnuniyeti,
  • sosyal kapsayıcılık,
  • ekonomik sürdürülebilirlik

gibi birbirini etkileyen çok sayıda performans göstergesi bulunuyor.

Bu nedenle artık tek bir KPI üzerinden karar vermek, çok boyutlu bir sistemi tek boyutlu düşünmeye çalışmaktır.

Veri Artık Sorun Değil

Uzun yıllar boyunca ulaşım planlamasının en büyük problemi veri eksikliğiydi.

Bugün ise tam tersini yaşıyoruz. Kentler hiç olmadığı kadar fazla veri üretiyor.

GTFS verileri bize ağın nasıl planlandığını gösteriyor. AVL sistemleri araçların gerçekte nasıl hareket ettiğini gösteriyor. Akıllı kart verileri yolcuların gerçekten nasıl seyahat ettiğini ortaya koyuyor. Trafik verileri ise yolculuk sürelerinin neden değiştiğini açıklıyor.

Bu veri kaynakları tek başına değerli değildir. Asıl değer, bunların birlikte okunabilmesindedir—ve optimizasyondan önce kanıta güvenebilmektir.

Çünkü aynı şehir için farklı hedefler doğrultusunda tamamen farklı optimizasyon senaryoları oluşturmak artık mümkün.

Sorun veri eksikliği değil. Doğru soruları sorabilmek.

Yoğun bir kentsel otobüs koridoru üzerinde kapsama ve yolcu sayısı dengelerini tartışan transit planlamacılar

En İyi Çözüm Diye Bir Şey Yoktur

Modern ulaşım planlamasının belki de en önemli dönüşümü budur.

Eskiden optimizasyon, tek bir doğru cevabı bulmaya çalışıyordu. Bugün ise durum farklı.

Aynı şehir için;

  • bir senaryo daha fazla yolcu taşıyabilir,
  • başka bir senaryo işletme maliyetini azaltabilir,
  • bir diğeri erişilebilirliği artırabilir,
  • bir başka çözüm ise karbon emisyonunu düşürebilir.

Hangisi doğru?

Aslında… hepsi doğru olabilir.

Çünkü her biri farklı bir politika tercihini temsil eder.

Modern optimizasyonun amacı artık tek bir "en iyi" çözümü bulmak değil; karar vericilere farklı tercihlerin sonuçlarını şeffaf biçimde gösterebilmektir—özellikle statik planlar dünün önceliklerini yarına dondurduğunda.

Yapay Zekâ Karar Vermemeli, Karar Vermeyi Desteklemeli

Yapay zekâ artık ulaşım sektörünün gündeminde. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.

İyi bir karar destek sistemi hiçbir zaman yalnızca şunu söylemez:

"Bu hattı kaldırın."

Ya da

"Bu hatta araç ekleyin."

Gerçek değer bundan çok daha fazlasıdır.

Modern yapay zekâ şunu söylemelidir:

  • Eğer hedefiniz yolcu sayısını artırmaksa, bu senaryo en yüksek performansı sağlar.
  • Eğer önceliğiniz hizmet kapsama alanını korumaksa, farklı bir çözüm daha uygundur.
  • Eğer karbon emisyonunu azaltmak istiyorsanız, üçüncü bir alternatif öne çıkar.

Yani yapay zekâ, kararın yerine geçmez. Kararın sonuçlarını görünür hale getirir—her operasyonel tercihi şekillendiren insan faktörüyle birlikte.

İşte gerçek karar desteği budur.

OW Perspektifi: Optimizasyon, Algoritmalarla Değil, Stratejiyle Başlar

OW olarak biz optimizasyonu yalnızca matematiksel bir problem olarak görmüyoruz.

Çünkü algoritmalar son derece güçlüdür. Ama yalnızca kendilerine verilen problemi çözerler.

Yanlış tanımlanmış bir hedef; en gelişmiş optimizasyon modelini bile yanlış sonuca götürebilir.

Bu nedenle OW'de ilk soru hiçbir zaman:

"En iyi rota hangisi?"

olmaz.

İlk soru şudur:

"Bu şehir için başarı ne anlama geliyor?"

Çünkü başarı tanımı değiştiğinde;

  • rota optimizasyonu değişir,
  • sefer planlaması değişir,
  • filo tahsisi değişir,
  • sürücü planlaması değişir,
  • elektrikli araç stratejisi değişir,
  • yatırım öncelikleri değişir.

Bizim yaklaşımımız, tek bir çözüm üretmek değildir.

Aynı veriyi kullanarak farklı politika senaryolarını modellemek, karşılaştırmak ve karar vericilere her tercihin operasyonel, finansal ve yolcu deneyimi üzerindeki etkilerini açık şekilde gösterebilmektir—OW RouteOpt™, OW FreqOpt™, OW FleetOpt™ ve OW OD Matrix™ katmanlarıyla.

Çünkü iyi optimizasyon yalnızca matematik üretmez. Karar güveni üretir.

Altın saatte kent transit merkezi ve defter notu: daha iyi kararlar daha iyi kentler yaratır

Geleceğin Kentleri Daha Fazla Veriyle Değil, Daha İyi Kararlarla Yönetilecek

Dijital ikizler. Gerçek zamanlı AVL sistemleri. Yapay zekâ. Tahmine dayalı analizler. Çok amaçlı optimizasyon.

Bunların tamamı artık modern toplu taşıma planlamasının parçası.

Ancak teknoloji tek başına dönüşüm yaratmaz.

Gerçek dönüşüm; veriyi, politikayı, operasyonu ve insan kararını aynı karar destek sisteminde buluşturabilmektir.

Çünkü algoritmalar hesap yapar. Kararlar ise insanlar tarafından alınır. Ve iyi kararlar, doğru sorularla başlar.

Sonuç

Uzun yıllar boyunca toplu taşıma planlamasının en önemli sorusu şuydu:

Coverage mı? Ridership mı?

Bugün ise bu soru hâlâ önemli olsa da artık tek başına yeterli değil.

Modern kentlerin cevaplaması gereken asıl soru şudur:

Hangi hedefleri önceliklendiriyoruz ve bu hedefler arasında en doğru dengeyi nasıl kuracağız?

İşte geleceğin ulaşım planlaması tam da bu noktada şekillenecek.

Başarılı şehirler, yalnızca daha fazla veri toplayan ya da daha gelişmiş algoritmalar kullanan şehirler olmayacak.

Başarıyı açıkça tanımlayan, farklı politika senaryolarını değerlendirebilen ve kararlarını veriyle destekleyen şehirler öne çıkacak.

OW'nin yaklaşımı da tam olarak buna dayanıyor.

Çünkü biz, optimizasyonun tek bir "en iyi" çözümü bulmak olmadığını biliyoruz.

Gerçek optimizasyon; bir şehrin stratejik hedeflerini, operasyonel gerçeklerini ve vatandaş beklentilerini aynı denklem içinde dengeleyebilmektir.

Ve belki de modern toplu taşıma planlamasında artık sorulması gereken ilk soru şudur:

"En iyi ağı nasıl tasarlarız?" değil…

"Şehrimiz için gerçekten başarı ne anlama geliyor?"

İlgili Yazılar

Komşu konulara geçin—karma tamsayılı (MIP) ve kombinatoryal optimizasyondan çok amaçlı senaryo modellemesine ve toplu taşıma uygulamalarına.